Enflasyon Sorunu Bitmiyor: Dünyada Sorunlar Büyürken, Türkiye Dikkat Çekiyor!

Dünyada artan enflasyon sorunları arkasından sürüklüyor. Öncelikle sosyal bir nitelik kazanmaya başlayan enflasyon hayat pahalılığına evrilirken, buna hem IMF hem de WEF dikkat çekiyor. Enflasyonun yarattığı sorunlarla iflaslarda da artış beklenirken, Türkiye’de oran ise ürkütüyor.

Dünya Ekonomik Forumu WEF, Mayıs 2023 “Baş Ekonomistler Görünümü” raporunda, küresel piyasalarda durgunluk ihtimaline karar veremeyerek ikiye ayrıldı. Yüzde 45 ekonomistler bu yıl küresel resesyon bekliyor ama diğer bir yüzde 45 de bunu ihtimal dışı görüyor.

Ekonomistlerin yüzde 76’sı dünyadaki enflasyonu, ‘hayat pahalılığı’ seviyesinde ve ‘kriz’ niteliğinde sürecek olarak değerlendirdi. Gelişmekte olan ülkelerdeyse durumun ‘akut’ bir hale gelmesi bekleniyor. 

Ekonomistlerin yüzde 67’si, banka iflaslarının sürmesini ve ‘ciddi finansal sorunların’ yaşanmasının yüksek olasılık olacağını öngörürken, özellikle Çin’de pandemi önlemlerinin kalkmasıyla ekonomik aktivitenin Asya bölgesinde canlanması bekleniyor.

Avrupa’da yüksek enflasyon öngören ekonomistlerin oranı yüzde 90 olurken, ABD’de yüzde 68 oldu. Sahra Altı Afrika, Latin Amerika ve Karayipler’de enflasyonun yüksek seyretmesini bekleyenler 3’te 2 olurken, yüzde 50 oranında da Orta Doğu ve Kuzey Afrika için “rekor enflasyon” beklentisi görüldü.

Ekonomistlerin yüzde 67’si, yeni banka iflasları ya da ‘ciddi finansal sorunların’ yaşanma ihtimalini oldukça yüksek görürken, yüzde 80’i de iş dünyasının bu oranlarla finansman bulmakta zorlanacağını ve yatırımların düşmesini bekliyor. 

Ekonomistlerin yarısı, Çin’de ekonomik büyümenin ılımlı olmasını beklerken, yüzde 93’ü, Doğu Asya ve Pasifik bölgesinde ekonominin en azından ılımlı düzeyde büyüyeceğini, yüzde 50’si ABD’de ekonomik büyümenin zayıf veya çok zayıf olmasını beklerken, Avrupa’da da yüzde 75 oranında zayıf büyüme bekleniyor.

İşin bir de IMF boyutu var ve Nisan ayında yayımlanan “2023 Dünyanın Ekonomik Görünümü” (World Economic Outlook) raporunda dikkat çeken kısım, yüksek enflasyon değil, “Hayat Pahalılığı Krizi” (cost of living crisis) oldu.

Dr. Güven Sak, ‘IMF enflasyon riski demedi, hayat pahalılığı krizi dedi’ başlıklı analizinde, yakın dönem için temel riskin bu olduğuna dikkat çekti. 

Enflasyon ya da yüksek enflasyon riski yerine toplumsal ve siyasal sonuçlar da eklenerek “hayat pahalılığı krizi” yorumlaması yani geçim zorluğu, sadece Türkiye’nin değil dünyanın da sorunu haline geliyor. 

Önce pandemi, sonra savaş derken, Türkiye’de artan geçim zorluğunun gıda enflasyonuyla birleşmesi hayat şartlarını zorlaştırırken, ‘kamuda zorunlu hizmetin eskiden doğu bölgeler olması sonrası şimdilerde İstanbul olmasını’ örnek veriyor.

İstanbul’da geçinmenin Türkiye ortalamasına göre yüzde 40 pahalı olduğu ortamda, toplumsal siyasi sonuçlara dikkat çeken Sak, IMF için eskiden siyaset üstü bir mesele olan enflasyon için, artık meselenin niteliğinin değiştiğini söylüyor. Toplumsal bir karakter kazanan enflasyon için çözümün de toplumsal olmak durumunda olduğuna dikkat çekti.

Enflasyon riski değil, hayat pahalılığı krizinin G7 ülkeleri enflasyon deneyiminde yattığını düşünen Sak, ortalama yıllık küresel enflasyonun yüzde 3,5 olduğu ortamda, Almanya, ABD ve Fransa’nın enflasyon oranlarının daha yüksek olmasının sorun yarattığına değiniyor. Tabi bir Türkiye değil ancak, gelişmiş ülkelerde yüzde 10 enflasyon “hayat pahalılığı” yaratıyor.

Sorun, Türkiye’den bakınca, 2003 yılında hızla düşen enflasyonun bu dönem aynı hızla artmasının etkisinin geçmişteki “yüksek enflasyonla yaşamaya alışmamızı sağlayan endeksleme mekanizmalarının” olmaması ve 2003 yılında Türkiye’de yoksulluk sınırının altında olanların yüzde 37 olurken, 2018’de yüzde 8’e gerilemesi sonrası şimdi yüzde 25’i aştığının iddia edilmesi olarak görülüyor.

“Borcu olana rahat yok” yok başlıklı Allianz İflas Raporu’nda da yine Nisan ayında şu kısımlar dikkat çekiyordu.

Küresel İflas Endeksi’nde ticari iflaslardaki artışın hız kazandığı görülürken, Avrupa’da, iflasların 2023 yılında Fransa’da yıllık %41, İngiltere’de %16, Almanya’da %22, İtalya’da %24 artması beklenirken, ABD’de, iflaslarda %49’luk bir artış bekleniyor. Türkiye’deyse yüzde 50 artış bekleniyor.

2023 ve 2024 yıllarında büyümenin daha düşük olmasının bedelinin domino etkileri olabileceğine dikkat çekiliyor. 

Talep etkisi, karlar üzerinde baskılar, zayıflayan nakit tamponları ve beklenenden uzun, zorlu finansman koşulları, kırılgan şirketleri dayanıklılık testine tabi tutuyor. 

Küresel bazdaki kredi sıkışıklığının iflasları tetiklemesinden de endişe ediliyor.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir