İletişimde Dönüşüm: Ankesörlü Telefon Kullanımı Son 5 Yılda Yüzde 30 Azaldı

Türkiye’de iletişim alışkanlıkları son yıllarda köklü bir değişim geçirdi. Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) tarafından yayımlanan verilere göre, akıllı telefonların yaygınlaşmasıyla birlikte, geleneksel iletişim yöntemleri geri planda kalmaya başladı. Bir zamanlar, ankesörlü telefonların önünde uzun kuyrukların oluştuğu dönemler geride kaldı. 2025 yılı itibarıyla ankesörlü telefonların kullanımı ciddi oranda düştü.

Mobil telefon abone sayısı, 2021 yılında 86,3 milyon iken 2025’te 99,7 milyona ulaştı. Bu hızlı artış, sabit ve ankesörlü telefon kullanımını doğrudan etkiledi. Önceden şehir merkezlerinde, otobüs terminallerinde ve meydanlarda yaygın olarak görülen ankesörlü telefonlar, artık çoğunlukla Türk Silahlı Kuvvetleri tesislerinde ve cezaevlerinde kullanılmakta.

Ankesörlü telefon sayısı, 2014 yılında 83 bin 283 iken, 2021’de bu rakam 45 bin 695’e geriledi. 2025 yılına gelindiğinde ise ankesörlü telefonların sayısı 31 bin 175’e düştü. Böylece, son 5 yıl içinde ankesörlü telefonların sayısı yaklaşık yüzde 32 oranında azalmış oldu.

Sabit telefonların da kullanımı giderek azalıyor. 2014 yılında sabit telefon abone sayısı 12 milyon 445 bin 582 iken, 2021 sonu itibarıyla bu sayı 12 milyon 264 bin 321’e düştü ve 2025 yılı itibarıyla 8 milyon 359 bin 681 seviyesine geriledi. Sonuç olarak, Türkiye’deki ankesörlü ve sabit telefon abone sayısı 5 yıl içinde toplamda yaklaşık yüzde 32 azalmış durumda.

Son 5 yıl içindeki sabit telefon ve ankesörlü telefon abone sayılarına ilişkin veriler ise şu şekildedir:

– 2021: Sabit Telefon 12.264.321 | Ankesörlü Telefon 45.695
– 2022: Sabit Telefon 11.155.523 | Ankesörlü Telefon 42.456
– 2023: Sabit Telefon 9.887.376 | Ankesörlü Telefon 38.158
– 2024: Sabit Telefon 8.990.073 | Ankesörlü Telefon 36.224
– 2025: Sabit Telefon 8.359.681 | Ankesörlü Telefon 31.175

Türkiye’de iletişim dünyasındaki bu dönüşüm, teknolojinin ilerlemesi ve vatandaşların tercihlerindeki değişim ile yakından bağlantılı.

Author: Hakan Kaplan

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir